Aya Yorgi Patrikhane Kilisesi

Balat sokaklarında kendimizi bulduktan sonra ilk rotamız Aya Yorgi Patrikhane Kilisesi oldu. Kiliseye girerken ilk olarak güvenlikten geçiyorsunuz.

Güvenlikten geçtikten sonra karşınıza üç kapı çıkıyor. Sağdaki ve soldaki kapı kullanılmaktayken ortada ki kapı yıllarca açılmamaktadır. Bunun sebebi Osmanlı’ya karşı çıkan bir patriğin bu kapıda idam edilmesidir.

Soldaki kapıdan devam ettikten sonra karşımıza kilise çıkmaktadır.

Kilise mimari olarak sade bir görünüme sahip fakat içi baya ihtişamlı duruyor. Kilisenin avlusundan içeri girdiğimizde biraz ürperdik. İçerisi karanlık ve ürpertici geldi yavaş hareketlerle ilerledik. Karşımıza ilk olarak cam bir dikdörtgenin içinde yakılmış mumlar bulunmaktadır.

İnanışlara göre buraya dikilmiş her bir mum diredenliği ve mumum yanan ateşi de ebediyeti simgelemektedir.

Kilisenin içine girdikten sonra sizde yazımızın başında içerisi çok fazla ihtişamlı dememize hak vereceksiniz..

Genel olarak el işçiliği kullanılan bu mimaride aynı zamanda altın kullanmıştır.

Kilise kapısının üst kısmında bulunan melek ikonları dikkatinizi çekecektir. 25. yy. yapılan bu ikonlar Angelo Colors tarafından yenilenen kilise Angelo Colors’u anmak için böyle bir görselliğe yer vermiştir.

En önemli üç din adamının da kemikleri Fener Rum Patrikhanesi Kilise’sinde bulunmaktadır.

Aziz Yohannes çok güzel konuştuğu için Yohannes’e altın ağızlı kap verilmiştir. Döneminin en yakışıklı azizidir. İmparatorluklar tarafından kıskanılmış ve bu yüzden kabul görülmemiştir. Yohannes öldükten sonra kemikleri 1204’te çalınmış ve daha sonra 2004’te kemiklerinin bulunmasıyla patrikhaneye getirilmiştir.

Ayin yerinin üst kısmında ki dizelerde Hz. İsa’nın hayatından kesitler resmedilmiştir. 17. yy. resmedilen bu eserler Osmanlı ve Arog sanatı kullanışarak altın ve mermere işlenmiştir. Bu kısmın arkasında başka bir dua bölümü bulunmaktadır. Fakat buraya özel günlerde girilmektedir. Ayrıca din adamlarının karar aldığı yer olarakta kullanılmaktadır.

İbadet yerinin sağ tarafında ise diğer ibadet edenlerin sandalyelerinden farklı 16 sandalye bulunmaktadır. En baştaki büyük sandalyeye patrik, yanındaki 15 sandalyeye ise sindoksler oturmakta ve burada önemli kararlar alınmaktadır.

Kilisenin sağ tarafında üç tabut bulunmaktadır.

Azize Euphemi

Azize Euphemi 4. yy. ilk yıllarında yaşamış Hristiyan bir kadındır. O yıllarda Hristiyanlık tam olarak kabul edilmemiş ve Doğu Roma’da çok tanrılı inancı devam etmiştir. Euphemi’den şimdi ki Kadıköy’de Tanrı Ares adına düzenlenen bir törene katılmasını istemişlerdir. Euphemi’da bu törene katılmayıp dinine sadık kalmasının bedelini çok ağır ödemiştir.

Azize Teofano

Azize Teafano bir Bizans İmparatoru’nun eşidir. Tabutunda tacı ile yatmaktadır.

Azize Solomoni

Azize Solomoni MS. 168 yılında Filistin’deki Yahudiler katliamında işkenceye uğramamak için kendini ateşe atmıştır. Bu üç azizenin tabutları özel günlerde açılmakta ve kemikleri insanlara gösterilmektedir.

11 Haziran kilise için önemli bir gündür. Bunun sebebi kilisenin isim günü olmasıdır. Bu günde ballı ekmek dağıtılmaktadır.

Kilise içinde anlatacaklarımız bu kadar. Kiliseden çıkıp avluya geri döndüğümüzde sağ taraftan giden bir yol göreceksiniz. Bu yolun başında hediye eşya satan bir dükkan var. Devamında ise küçük bir bölüm var. Burada eski eşyalar ve dilek kuyusu bulunmaktadır.

Bu bölüm kilisedeki son yerdi. Kiliseden çıkarken karşımıza böyle küçük ama güzel bir avlu çıktı. Burada hatıra fotoğrafı çekildikten sonra kiliseden çıkış yaptık.

Bir yazımızın daha sonuna geldik. Başka yazılarda görüşmek üzere. 🙂