Karantina da neler yapabiliriz?

Merhaba arkadaşlar tüm dünyayı etkisine alan Covid-19 virüsü malesef ülkemizi de sarmış bulunmakta. Bu süreçte 20 yaş altı ve 65 yaş üstünün sokağa çıkmasına yasak geldi fakat 20 ve 65 yaş arası içinde sokağa çıkmak tehlikeli olduğu için bizlerde evimizde oturuyoruz. Kendi ohalimizi ilan ettiğimiz bu dönemde malesef gezemiyor sizlerle yeni gezi yazıları paylaşamıyoruz. Şimdi ise evde nasıl zaman geçirebiliriz neler yapabiliriz diye düşünüp bulduğum fikirleri sizlerle paylaşmak istedim.

1- Kitap okumak ve yazmak; Normal zamanda çok kitap okuyamıyor okumak istesenizde zamanınız olmuyor olabilir işte bu süreç tamda sizin için belki de bu zamana kadar okumamanızın sebebi ne tür kitaplar sevdiğinizi hala fark etmemenizdir. Şimdi hem ne tür kitaplar sevdiğinizi fark edebilir hemde dikkatinizi çekenleri bu karantina süresi geçtiğinde de okuyabilirsiniz sonuçta zamanımız bol ve kitap keşif yapmak size zaman kaybettirmez. Kitap yazmak evet kitap yazmak yada daha sadeleşmiş şekilde yazı yazmak küçükken her birimizin yaptığı günlük yazmak olarakta düşünebilirsiniz bunu kendi hayal dünyanızı yazıya dökmek için muhteşem bir zaman. Aklınıza ne gelirse yazabilir kendi hikayelerinizi oluşturabilirsiniz hatta kendi hayatınızı mutluluk ve üzüntülerinizi yazabilirsiniz belki sonunda çok hoşunuza gidicek ve yayımlamak isteyeceksiniz sonunda ne olur bilemeyiz denemekte fayda var. Başka insanlarla paylaşmak istemezseniz de içinizi döktüğünüz çok ama çok sadık bir dostunuz olur, defteriniz ve kaleminiz.

Bulmaca çözmek; Bulmaca çözmek 7den 70e herkese iyi gelen herkesin zihnini geliştiren, hafızayı güçlendiren aynı zamanda zaman geçirmenize yardımcı olacak bir aktivite hatta aileniz ile birlikte bunun yarışmasını düzenleyebilirsiniz en kısa sürede en çok kelimeyi bulan yada sudokuyu en hızlı bitiren gibi.

Kutu, kart ve masa oyunları; Eğer evde 2 kişi ve üstü iseniz bir çok kutu oyununu oynayabilirsiniz hatta iskambil kağıtları ile oynamanız zamanın nasıl geçtiğiniz almayacağınız anlar yaşatır. İskambil kağıtları ile 2 kişi ve üstü ile Pişti 4 kişi ile King(rıfkı) 3 kişi ile de 3-5-8 oynayabilirsiniz. Şimdi sizlerle bir kaç kutu oyunu paylaşacağım. Yıllardır arkadaş buluşmalarının vazgeçilmez oyunu Tabu. Verilen kelimeleri anlatırken altındaki yasaklı kelimeleri kullanmamaya ve rakip takımınızdan daha çok kelime anlatmaya, bilmeye çaşlışıyorsunuz . Cranium kutu oyunu içerisinde 4 farklı katagori bulunmakta ve hangi renge gelirseniz onu yapmak zorundasınız katagoriler de sessiz sinema oynar gibi verilen kelimeyi anlatmak, şarkıları sadece mırıldanarak anlatma, verilen ismin sadece taklitini yapmak, verilen kelimenin çizimini ve hamurla şeklini yapmak, bilgi yarışmaları, çoktan seçmeli ve boşluk doldurma soruları gibi bir çok oyun seçeneği var gerçekten hem eğlenceli hemde yeni şeyler öğrenmek için süper bir oyun. Ve Jenga, bloklardan oluşan denge oyunu hem stresli hem eglenceli bir oyun. Çekerek çıkarttığınız çubukları kulenin üstüne tekrar yerleştiriyorsunuz ve bu süreçte kuleyi devirmemeye çalışıyorsunuz. Yıllardır eskimeyen oyun Monopoly. Emlakçılık konulu masa oyunu. Sahip olduğunuz para ile mülkler satın almaya aldığınız mülklere evler oteller kurmaya çalışıcaksınız. Sizin mülkünüze gelenlerden kiralar almaya ve servetinizi katlamaya çalışacaksınız. Bu süreçte rakipleriniz sizin mülklerinizi alabilir ve sıkı bir pazarlığa oturabilirsiniz. Tamamen bir strateji oyunu. Mikado nun çubukları adından da anlaşıldığı üzere bir çubuk oyunu aşırı dikkatli ve hassas ellere sahip olmanız gerekiyor bu oyunda. Oyunda rasgele ortaya saçılmış çubukları tüm oyuncular tek tek almaya çalışır fakat bu süreçte diğer çubukları oynatmamak asıl kuraldır. Çubukların hepsi de birbirinden değerli hepsinin ayrı puanı var bu yüzden yüksek puanlı çubukları almak daha öenmli. Masa oyunu desek herhalde herkesin ilk aklına gelen Okey ve 101dir. Bu iki oyunda evde 4 kişi ile zevkle oynayabileceğiniz oyunlardan. Mangala çok eski bir türk oyunu ve starateji yapmayı gerkentiren tam bir zeka oyundur. Hem hafızanızı güçlendirmek hemde ailenizle vakit geçirmek istiyorsanız eşini bulma oyunları oynayabilirsiniz.

Puzzle; Her yaşa uygun boyutlarda ve parçalarda puzzle’lar bulunmakta daha önce çok puzzle yapamadıysanız hemen de bitmesini istemiyor iseniz 250 parçalık puzzle lar sizin için uygundur. Orta seviyede fakat yıllardır yapmamış ve bu süreçte tekrar başlamak istiyorsanız 500 parçalık sizler için uygun olur. özellikle bu karantine sürecinde puzzle ile dünyayı keşfetmek harika olur. Bence ilk alacağınız puzzle Dünya veya Türkiye haritası olmalı. Puzzle a başlarken ilk olarak kenar ve köşeleri bir kutuya ortaları başka bir kutuya ayırın daha sonra kenarları birleştirmeye başlayın çerçevenin oluşması sizi motive edecektir.

Yoga, meditasyon ve pilates; Bu süreçte malesef normal hayatımıza göre daha az hareket ediyoruz ve bu sağlığımızı aynı zamanda psikolojimizi olumsuz etkiliyor. Bu süreçte meditasyon yaparak ruhumuzu, yoga ve pilates yaparakta vücudumuzu rahatlatıp, geliştirebiliriz. Evde bunları yapabilmeniz için internette sayısız video var ve bunlardan yararlanabilirsiniz.

Yemek ve tatlı keşfi; Evet şimdi hem karnımızı hem ruhumuzu doyuracak bir fikirle karşınızdayım. Bu karantina süreci bittikten sonra eşinize dostunuza harika bir ziyafet verebilirsiniz ve o ziyafetteki yemeklerin, tatlılarının denemesini şimdi yapabilir kendinizi geliştirebilirsiniz. Hatta bu işte iyi olduğunuzu düşünüyorsanız tariflerinizi başkaları ile de paylaşmak için yazı yazabilir yada video çekip sosyal medya plartformlarına yükleyip bu süreci daha da eğlenceli hale getirebilirsiniz.

Boyama; Aklınıza gelen herşeyi boyamaya yeteneklerinizi ortaya çıkarmaya başlayın. Ayna, kutu, masa, askı, dolap herşeyi boyayabilirsiniz hepsi sizin ve daha da özel olabilir. Eğer eşyalarınızı boyamak istemiyor çıkacak sonuca güvenemiyorsanız kanvas tablo alarak yağlı boya çalışması yapabilirsiniz veya cam boyama, ahşap boyama gibi bir çok seçeneğiniz var. Kendi yaptığımdan bahsediyim o zaman size mandala boyama defteri, evet evet boyama defteri içerisinde bir sürü mandala veya hayvan figürleri oluyor istediğiniz boyalarla onları renklendirebilir ruhunuzu sakinleştirebilirsiniz.

Dil öğrenmek; Kabul etmeliyiz ki bu hayatta her yerde her şekilde karşımıza en çok çıkan şey yabancı dil. Normal de hayatın hızlı temposuna yetişmeye çalışırken dil öğrenmek hep arka planda kalıyor. Fakat bu süreçte internet sayesinde istediğiniz dilleri başlangıç seviyeside olsa öğrenebilir, kendinizi geliştirebilirsiniz.

Video çekmek; Sosyal medya plartformlarında sayısız video var ve bu videolar mutlaka birilerinin dikkatini çekiyor. İsterseniz okuduğunuz kitabı isterseniz izlediğiniz filmi eleştirken kendinizi çekin, isterseniz yemek yaparken isterseniz de sofra kurarken düzeninizi çekin hepsi bir kenara yaşadığınız anıları bile sohbet eder gibi anlatırken video çekebilirsiniz. Hem siz eğlenmiş zaman geçirmiş olursunuz hemde hoşunuza giderse bunları sosyal medyaya yükleyip bir çok insanla paylaşmış olursunuz.

Film ve dizi keşfedin; Sanırım oyun oynamak ve film dizi izlemek benim bu karantina süresinde en çok yaptığım şey. Özellikle Netfilx üzerinden izleyebileceğiniz benim ve türkiye nin gündeminde olanları paylaşıcam. Diziler: Vis a vis, La case de papel, Atiye, The100, Elite, Sherlock, Locke and Key, Sex education, Prison Break, Hakan muhafız, The society, I am not okey with this, Narcos, Freud, %3, The rain, Ragnorok, Anne with an ‘e’, Fi, Patron bebek Filmler: İbiza, Nuh büyük tufan, Rampage, Harry potter, Annem, Bird box, Hedefim sensin, Aile arasında, Ben Efsaneyim, Cebimdeki yabancı, Ölümlü dünya, Dünya savaşı Z, The platform, Esaretin bedeli, Arif ve 216, Müslüm, İftarlık gazoz, Türk işi dondurma, Börü

Kuzguncuk

İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan mahalle kültürünü kaybetmemiş köy gibi.. Renkli renkli binaların bulunduğu butik kafeler ile süslenmiş bir semt.

İlk olarak otopark bulduktan sonra Kuzguncuk sokaklarında yavaş adımlarla etrafı keşfederek kendimize oturup plan yapacak butik bir kafe bulduk.

Burada her kafenin kendine özgü bir görünümü var. Bizde oturup plan yapacağımız güzel bir butik kafe bulduk. 🙂

Böyle muhteşem bir butik kafeye geldik. İçeri girince bu tasarım bizi çok şaşırttı. Çok hoşumuza gitti. Kuzguncuk bu tarz değişik tasarımlara sahip hoşunuza gidecek kafeler ile dolu.

Çayımızı yudumlarken çevremizde nerelere gidebiliriz diye liste yapmak istedik. Ama fazla bir seçenek olmadığını gördük. Eğer Üsküdar’a gelmişseniz, Beylerbeyi tarafında iseniz, Kız Kulesini seyredip, vapur keyfi yapıyorsanız 25 dakikanızı ayırıp kuzguncuk sokaklarını gezebilir, minik cafeler de çay ve kahve molası verebilirsiniz. Çünkü gidilecek yerler hep araba mesafesindeydi. Yakınımızda sadece bir kilise vardı oda malesef kapalıydı. Biz de Kuzguncuk’ta kalıp bu sokakların keyfini çıkarmak istedik. Aldık telefonumuzu elimize bu sokaktaki anlarımızı kaydetmeye başladık.

Kuzguncuk sokaklarında yürürken karşımıza çok güzel bir bostanlık çıktı. Bu bize süpriz olmuştu. Hemen kendimizi bostanlığa attık. 🙂

Burası kalıplaşmış ”bostan” alanı gibi bir yer değil. Aynı zamanda İstanbul’da kalan son bostanlardanmış. Şimdi neden kalıplaşmış bostan alanı gibi bir yer değil dediğimizi anlatalım size.

Kuzguncuk Bostanı yaklaşık 700 senedir varlığı sürdürmektedir. Halka açık bir tarım ve eğitim projesi olan Bostan, küçük bahçelere ayrılan arazide kurayla belirlenecek kişilerin belirli bir dönem dikim ve hasat yapması üzerine kurulu ve öncelik Kuzguncuk sakinlerine verilmiş.

Burası insanların sosyalleştiği içerisinde çeşitli aktivitelerin bulunduğu, akşamları sinema izledikleri, özel gün kutlama yaptıklarını bir alan.

Bostan Alanı

Oyun Alanı

Oyun Alanı

Çim Amfi

Biz de buranın güzelliğinden faydalanıp güzel bir fotoğraf çekildik. 🙂 Bostanlıktan çıktıktan sonra rotamız çekildiğimiz fotoğrafta da gördüğünüz o arkadaki renkli binalar oldu. Böyle tarihi, renkli binaların bulunduğu bir yere gelmişken bol bol fotoğraf çekilmeden ve çekmeden de gidemedik. 🙂

Gittiğimiz yerde yemek yeme huyumuz olduğundan burada da yemek yiyeceğimiz yeri bir zamanların meşhur dizisi olan aile ve mahalle kültürünü bize en iyi şekilde yansıtan Ekmek Teknesi dizisinin fırınında yemeye karar verdik.

Ve bir yazımızın daha sonuna geldik. Bir başka yazıda görüşmek üzere. 🙂

Balat

Balat gezimize Haliç metrosunda buluşup başladık. Ulaşımı kolay ve İstanbul’a gelince ziyaret edilecek yerler listenize eklemeniz gereken bir yer. Haliç metrosundan otobüse binip ilk durağımızı Haliç Sosyal Tesisleri olarak belirledik. Burada yemek yiyip enerjimizi depolayacaktık. 🙂 Gittiğiniz yerlerde ilçelerde, şehirlerde o bölgeye özel bir şeyler yoksa belediyenin tesislerinde yemek yemenizi öneririz. Fiyat ve lezzet açısından hem uygun hem de çok lezzetli oluyor. Yolunuz belediyenin tesislerine düşerse yemekten sonra sadece belediyelerde bulunan volkanik tatlısını yemeyi unutmayınız. 🙂 Haliç Sosyal Tesislerinden Balat’ın o meşhur sokaklarına doğru yola koyulduk. Tesisten 5-10 dakika yürüdükten sonra kendinizi Balat’ın sokaklarında bulabilirsiniz.

Yazımızın başlığı ” şehrin bu tarafında neler oluyor? yada İstanbul’un bu tarafı..” diye olabilir. İstanbul’da böyle renkli, yürümesi zevkli, insana yorgunluğunu unutturan, etrafı inceleme hissi yaratan sokaklara çok az rastlamışsınızdır.

Balat’taki ilk durağımız Aya Yorgi Patrikhane Kilisesi oldu. Aya Yorgi Patrikhane Kilisesi hakkındaki yazıya buradan ulaşabilirsiniz. (https://yolcuyolunda.blog/aya-yorgi-patrikhane-kilisesi/ )

Aya Yorgi Patrikhane Kilisesi

Aya Yorgi Patrikhane Kilisesi’nden sonraki durağımız Sveti Stefan Kilisesi oldu. Sveti Stefan Kilisesi oldu. Sveti Stefan Kilisesi hakkındaki yazıya buradan ulaşabilirsiniz.( https://yolcuyolunda.blog/sveti-stefan-kilisesi/)

İlk ziyaret ettiğimiz yer bu iki kilise oldu bunun sebebi kiliselerin 17:00 da kapanıyor olması. Bu iki kiliseyi gezdikten sonra şimdi Balat sokaklarını rahatça gezmeye başlabiliriz. 🙂

Balat.. her sokağı birbirinden güzel birbirinden renkli çok ayrı bir havası olan bir mahalle. Özellikle fotoğraf çekmeyi ve çekilmeyi seviyorsanız burası size daha da keyifli gelecektir. Balat’ı size kısaca tanımlamak gerekirse; sokaklarıyla, duvar yazılarıyla, butik kafeleriyle, antikacılarıyla
çok farklı bir havası olan mahalle.

İstanbul’un bu tarafına mutlaka gelin ve gezin. Sokaklarda gezmemiz 3-4 saatimizi aldı normalde bu kadar aralıksız yürürken yorulabilirsiniz ama Balat’taki bu canlılık size resmen enerji veriyor.

Antikacılara girmeyi unutmayınız. Oralarda muhakkak ilginizi çekecek eşyalar bulunmaktadır. Antikacıya girdiğinizde peşinizden biri gelip size bir şey satmaya zorlamıyor , hemen yanınızda durup sıkmıyor bu yüzden rahatça antikacılarda da çekinmeden gezebilirsiniz. En çok dikkatimizi çeken bir başka şey buradaki kafeler. Hem kafe hem antika eşya satan dükkanlar bulunmakta.

Balatta bu tarz kafelerle çok karşılaşacaksınız. O yuzden Balat’ta gördüğünüz ilk kafeye oturmayın. Biz de ilk girdiğimizde kafelerin güzelliğine şaşırdık gezdikçe çeşit çeşit kafeler gördük. İster böyle antikaların içinde oturabilceğiniz kafeler var. İsterseniz evinizde ki mutfaktaymış yada balkondaymış gibi hissedeceğiniz kafeler var. O yuzden bize sorarsanız ilk gezin ve gün sonunda o güzel kafelerin birinde oturup bu güzel gezinin sohbetini yapın. Fotoğraf çektiyseniz onları shoplayın Instagram’a atın. Dediğimiz gibi ”gez, gör ve paylaş”.

Oturduğunuz yerlerde kendinizi müşteri gibi hissetmiyorsunuz bu çok güzel bir şey. Diğer kafelerin fotoğraflarını da çekmeyi ihmal etmedik tabi. 🙂

Sokak başlarında orada bulunan kafeleri böyle çok güzel bir şekilde yazmışlar. 🙂

Bizde dinlenmek için burada mola verdik. Buradan sonraki rotamız Özel Fener Rum Lisesi Ve Ortaokulu olacaktı. Hem dinlendik hem de telefonumuzu sarja taktık. 3 saate yakın aralıksız fotoğraf çekince tabi dayanmadı pek. 🙂

Tabi giderken çok güzel bir yokuştan çıkıyorsunuz. Kendimizi kapı önünde soluklanırken bulduk. 🙂

Ve hedefe ulaştık. Fotoğraf severler için diyorum buradan harika fotoğraflar çıkıyor bilginiz ola. 🙂 Bu dik yokuşu çıktıktan sonra başka bir sokaktan aynı şekilde aşağı inip güzel balat sokaklarına veda edeceğiz. 🙂 Tam telefonumuzu kapatıp daha bir şey görmeyiz derken Balat’ta çektiklerimiz arasında ki en güzel duvar yazısıyla karşılaştık.

Ve Balat yazımızı bu meşhur Aşk-ı Memnu repliğiyle bitiyoruz. Bir başka yazıda görüşmek üzere. 🙂

Kullandığımız Favori Fotoğraf Düzenleme Uygulamaları

  • Lightroom

Genellikle tercihimiz Lightroom’dan yana oluyor. Bu uygulamayı bilgisayarınıza yüklediğiniz gibi telefonunuza da indirebiliyorsunuz. Diğer uygulamalardan farklı kılan özelliği fotoğraflarda daha profesyonelce düzenleme yapabiliyorsunuz. Demek istediğim fotoğrafların doygunluk, keskinlik, ışık, renk gibi ayarları ile detaylı şekilde oynayabiliyorsunuz. Bildiğimiz fotoğraf düzenleme uygulamaları arasında en detaylı en çok içeriği olan program. bunun yanı sıra kendinize efekt yapabiliyorsunuz. Lightroom için efekt satın alabiliyorsunuz ama fiyatları yüksek miktarda oluyor şimdiden söylemesi. Kendinize efekt yapmaya üşeniyorsanız programı indirdiğinizde göreceksiniz ”preset’’ diye bir seçenek var burda Lightroom’un kendi efektlerini kullanıp onun üzerinden uygulama , düzeltme yapabilirsiniz. ”Neden Lightroom?” sorunun cevabı kısaca; profesyonel düzelce basitçe oynamalar yapabiliyoruz.

  • Vscocam

Bu programı Instagram kullanıp bilmeyen yoktur heralde.. Bilmiyorsanız da birlikte öğreneceğiz. Bu programın ayırıcı özelliği çok fazla fotoğraf filtresi bulunması. Filtre seçtikten sonra fotoğraf üzerinde tekrardan oynama yapabiliyorsunuz. Tabii bütün filtreleri kullanmak için satın almanız gerekmektedir.

Nasıl/Neden İnternet Sitesi Açtık ?

Öncelikle Merhaba,

Biz Emre ve Tuğse. Nişantaşı Üniversitesi Yeni Medya öğrencisiyiz. Aldığımız bir ders sonucu internet sitesi açmayı öğrendik. Biz gezmeyi seven bir çift olduğumuz için bu öğrendiğimiz uygulamayı sadece vize ve finallerden geçmek için değil günlük hayatımızda kullanmayı tercih ettik. Bu şekilde internet sitesi açmaya karar verdik. Gezdiğimiz yerlerdeki doğa güzelliklerini , yemeklerini , gezilecek yerlerini ve müzelerini sizlerle paylaşacağız. Bunun haricinde gittiğimiz konserleri ve festivalleri sizinle paylaşıp sizi heyecanımıza ortak edeceğiz.

 

Seyahat Etmek İçin 8 Neden

1. Yeni yerler ve yeni kültürler keşfedersiniz.

Seyahat etmenin en büyük kazancı yeni ülkeler görmek ve yeni kültürler keşfetmek belki de. Seyahat ettikçe öğreneceğiniz yeni bilgiler ile kültürel birikiminizi zenginleştirmenin yanı sıra, bir toplumun yaşayış tarzını yakından görerek yaşadığınız dünya ile ilgili daha sağlıklı yorum yapma şansınız olur. Ayrıca yeni yerler ve kültürler keşfetmek ufkunuzu genişleterek hem sosyal yaşamda hem de iş yaşamında çok daha başarılı olmanızı sağlar.

2. Özgüven kazanırsınız.

Kendinizi geliştirmek ve test etmek için güvenli limanınızın dışına doğru yelken açmalısınız. Bulunduğunuz yerde her şey belli bir plan ve kontrol dahilinde olduğundan sizin yapacağınız çok fazla bir şey yoktur. Ama bilmediğiniz bir coğrafyada, beklenmedik olaylar karşısında çözümler üretmek size büyük bir özgüven kazandırır. Hayatta karşılaşacağınız tüm zorluklara karşı daha sağlam ve kararlı adımlar atarsınız.

3. Hayallerinizi gerçekleştirirsiniz.

Televizyon veya internette bazı şehirleri, anıtları,müzeleri veya manzaraları görerek iç çekeriz ve keşke buraları yakından görebilsem, ölmeden önce şurayı mutlaka ziyaret etmeliyim diye içimizden geçiririz. Seyahat etmek bu türden hayallerinizi gerçeğe dönüştürme konusunda size yardımcı olur.

4. Hayatın yüklediği sorumluluklardan uzaklaşırsınız.

Hepimiz gerek iş hayatında gerekse sosyal hayatta pek çok sorumluluk taşıyoruz ve bu sorumluluklar bir süre sonra insanın omuzlarında ciddi bir yük oluşturuyor. Bu bizi strese sokuyor. Seyahat etmek sorumluluklarınızdan bir süre de olsa uzaklaşarak kendinizi dinlendirmenizi ve mutlu olmanızı sağlar.

5. Yeni insanlarla tanışırsınız.

Seyahat ettikçe farklı kültürlerden pek çok çok insanı tanırsınız. Bu da çevrenizi geliştirmenizi ve ilerde kalıcı dostluklar edinmenizi sağlar. Böylece dünyanın hemen hemen bütün kültürleriyle entegre olabilirsiniz. Sonuçta farklı dilleri konuşsak da sevgi ve dostluk evrensel kavramlar. Siz de seyahat ettikçe farklı kültürlerden insanlarla ortak bir paydada buluşabilir, sıcacık dostluklar edinip unutulmaz anılara sahip olabilirsiniz.

6. Ön yargılardan kurtulursunuz.

Daha önce bilmediğiniz bir coğrafya ve orada yaşayan insanlar hakkında pek çok klişe duyarsanız. Örneğin; ”İngilizler soğuktur, Fransızlar sadece kendi dilini konuşur size yardımcı olmaz” şeklinde klişeleri duymuşsunuzdur. Seyahat etmek bir kültürü daha yakından tanıyarak o kültür hakkındaki önyargılardan kurtulmanızı sağlar. Sizinle aynı kültürden olmayan, farklı inanca sahip kişilerin de yardımsever, sıcakkanlı ve iyi insanlar olabileceğini keşfedersiniz.

7. Yardım isteme alışkanlığı kazanırsınız.

Seyahat esnasında hiç bilmediğiniz bir coğrafyada olduğunuzdan dolayı oranın yaşamına, düzenine hakim olmamanız çok doğal. En basitinden kaybolduğunuzda gideceğiniz bir adresi sormak buna örnek gösterilebilir. Sonuçta kimse mükemmel değildir ve her şeyi bilme, yapma yetisine sahip değildir. Yardıma ihtiyaç duyduğunuzda bunu dile getirmek için çekinmeye gerek yok. Seyahat etmek bu çekingenliğinizi yenmenize de yardımcı olur.

8. Kendinizi dinlersiniz.

”Günlük akış içerisinde kendi iç sesimizi unuturuz. Ben hayattan ne istiyorum? Nasıl bir geleceğim olsun istiyorum? Hedeflerime ulaşmak için neler yapmalıyım?” türden sorularınıza sakin, günlük sıkıcı rutinden uzak bir ortamda karar vermek için seyahat etmek çok mantıklı bir seçenektir. Hayatın önünüze sunduğu keskin yol ayrımlarından hangisine yöneleceğinize karar vermeden önce mutlaka bulunduğunuz yerden uzak bir ortama giderek iç muhasebenizi yapmalısınız. Seyahat ederek farklı bir yer görmek size motivasyon sağlar. Böylece daha sağlıklı karar alabilirsiniz.